Bir süredir Uydu yayınlarını izlemeye başladım. Seti projesi ile bağlantılı çalışan bir haberleşme ağı içinde ben de uzaydan toplanan siyallerin ayrıştırılmasına yardımcı oluyorum. Fakat geçen akşam elime geçen şeyler gerçekten çok ilginçti. Ne olduklarını henüz anlamadım. Fakat İstanbul’da gerçekleşen ışık olayından sonra bu verilerin çok önemli olduklarını düşünmeye başladım. Sanırım bu verilerin, ışık olayı ile bir ilgisi var. Dünya ile yapılan bir bilgi transferinin kayıtlarını elde ettiğimi düşünüyorum. Fakat gönderen istasyonun neresi olduğu ve hangi amaçla bu mesajı gönderdiğini bilemiyorum. Mesajlar resim dosyası olarak geldi ama ne anlattıkları veya neyin parçası olduklarına ilişkin hiçbir fikrim yok. Bu konu üstüne çalışıyorum. Size yakında bu konu ile ilgili haber vereceğim.
Dün akşam bazı gençlerin amatör bir kamera ile çektikleri görüntüleri buraya ekliyorum. Bir parti sırasında gerçekleşen ışık olayı şüphelerimin haklı olduğunu gösteriyor.
Uzun zamandır size söz ettiğim konulardan birini bugün bir parça daha genişletmeyi düşünüyorum. Nostradamus yazımda aslında kehanet sandığımız şeylerin gelecekten bize gönderilen bilgiler olduğuna zaten değinmiştim.
İşte tam bugünlerde gezegen konumlarının Hermes Tapınağı kayıtlarında bahsedilen ve Nostradamus tarafından da belirtilen dizilime geldiklerini düşünüyorum. Bu dizilim belli bir güç alanı yaratarak, geçmiş ve bugün arasında bilgi aktarmamızı sağlayan bir kapıyı açıyor olabilir. Bugün gelişmiş araçlarımız sayesinde bilginin ışık olarak fiber optik kablolar aracılığı ile aktarılabildiğini biliyoruz.
Bugün tapınak olarak gördüğümüz birçok eski bina geçmişte başka amaçlarla kullanılmış olabilir. Gezegen konumlarının bugünkü dizileme geldiği zamanlarda da bilgi alışverişi yapıyor olabilirler. Eğer bu teorim doğru ise yakında dünyayı değiştirecek çok önemli bazı olayların gerçekleşeceğini düşünüyorum.
Nostradamus, 16. Yüzyılda yaşamış ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük kâhini. Yoksa tek özelliği belirsiz bir yerlerden gönderilen mesajları çeken kontrolsüz bir alıcı olmak mıydı?
Nostradamus Fransa Kralı’nın kişisel falcısı, hekim ve astrolog olmanın dışında Kehanetler isimli manzum eseriyle de yüzyıllardır insanların aklını karıştıran bir kâhin.
Şüphesiz kâhin dendiğinde akla gelen ilk isimdir. Kedinden sonra yaşamış onlarca araştırmacı onun muğlâk mısralarından gerçeği ayrıştırmak ve ölümünden sonra geçen zamanda gerçekleşegelmiş olayları onun şiirlerinde bulmak için didinip durmuşlardır.
Fransa Kralı’nın turnuvadaki bir mızrak dövüşünde öleceğinden 11 Eylül’e kadar, kimilerine göre hiç şaşmadan doğru öngörülerde bulunmuş ulvi bir kahindir Nostradamus.

Aslında zaten tarih boyunca geleceği gördüğünü iddia etmiş, hatta bunu itiraf etmek bir bilim adamı için zor da olsa zaman zaman isabetli olmuş yüzlerce, binlerce kişi çıkmıştır.
İnsan Zihninin Programlanması isimli yazımda ışık atımları yoluyla insan sinir sistemiyle etkileşime girerek bilginin insan zihnine aktarılmasının mümkün olabileceğinden söz etmiştim. Bir an için bu olasılığı düşünelim. Bu bilgi transferi ışığın en küçük birimi fotonlar yardımıyla yapılırdı öyle değil mi? Biz bugün zaten ışık yardımıyla dijital bilgiyi taşıyoruz. Fiberoptik teknolojisi bu kavramın ilkel bir ön adımıdır zaten.
Fütürizm konularıyla aşina olanlar şimdiden nereye varmak istediğimi anlamışlardır. Zaman yolculuğundan söz ediyorum. Teoriye göre ışık hızının üzerine çıkan bir madde zamanda geriye doğru yolculuk edecektir. Bilim adamları bunun mümkün olmadığını, kompleks maddenin bu süratlere asla yükselemeyeceğini söylüyor Ama ya moleküllerin veya daha kompleks maddelerin değil da foton ya da daha küçük parçacık birimlerinin yolculuğundan söz edersek? Mesela kuarkların…
Bilginin gelecekteki bir zamandan gelip insan zihnine yüklenmesinin mümkün olduğunu düşünüyorum. Kehanet kavramına bir de bu boyuttan bakmayı hiç denemiş miydiniz?

İşte CERN’deki bilim adamlarınında ilgisi bu noktaya kaymaya başladı. Yayınladıkları bir dökümandan elime geçen bir belgeyi olduğu gibi yayınlıyorum.
Paranormal Olaylar Dedektifi:
Ali Eren Eskitepe
1961 İstanbul Doğumlu.
1982-88 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde Sanat Tarihi ve Arkeoloji bölümlerinde çift dal yaptı. Doktorasını Chicago Üniversitesi Göstergebilim üzerine tamamladı.
İstanbul’da ismini vermek istemediği üniversitesinde Sanat Tarihi Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
2000 yılında “Kehanetler” isimli kitabı yayınlandı. Ancak Mabed isimli yayınevi kapandığı gibi kitabı da toplatıldı.
Paranormal vakalara ilgi duyanlar için bir efsane olan “Ezoterik” dergisini fanzin şeklinde sadece 7 sayı çıkardıktan sonra yayıncılık işinden elini eteğini çekti.
Çeşitli özel üniversitelerde simge-bilim ve ezoterizm üzerine seminerler veriyor ve takma isimle çeşitli kitapların çevirisini yapıyor.
NASA, kaynağı bilinmeyen artan miktarda yüksek enerjili elektronların dünyaya gönderildiğini açıkladı.Kozmik ışınların ciddi hasarlara neden olabileceği belirtiliyor Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) resmi internet sitesinde yer alan habere göre, dünya güneş sisteminin dışında, farklı bir kaynaktan gelen kozmik ışınların bombardımanı altında. Bilim insanlarının açıklamakta çaresiz kaldıkları bu ışık olaylarının mutlaka bilinç transferini sağlayan ışık olayları ile ilgisi olması gerekiyor.
Radikal gazetesinde okuduğum bu haber bir anda dünyamızın inanılmaz olaylara hazırlanmakta olduğunu anlamama neden oldu. Elimdeki ezoterik tapınakların arşivlerinden elde ettiğim bilgileri de göz önüne alarak, bilinç transferini sağlayan gezegensel yapının içinde olduğumuzu düşünüyorum.
Haber kaynağının NASA olduğu söyleniyor. Gazetelerin yazdıklarına göre haber Nasa’nın resmi sitesinde yer almış. Artan miktarlarda yüksek enerjili elektronların, uzaydan dünyayı bombardımana tuttuğununu söyleyen haber . Işınların güneş sisteminin dışında bir kaynaktan geldiği düşünülüyor. Habere göre, bu kozmik ışınların kaynağı bilinmiyor ancak, bu kaynağın güneş sistemine yakın olduğu ve karanlık maddeden oluşabileceği olasılığı üzerinde duruluyor.
Bunu büyük bir keşif olarak nitelendiren, Louisiana Üniversitesi’nden John Wefel ise “Kozmik ışınların farklı bir kaynaktan gelişine ilk kez tanık oluyoruz” diyor. İşte eski kaynaklarda birçok kez anlatılmış olayların bir benzeri. Bu günün bilim adamlarının açıklamakta çaresiz kaldığı bu kadim gerçekler gizli arşivlerinde bulunuyor. Geçmişten günümüze bilgi transferinin olduğu ve bu aktarımı sağlayacak yükseltici merkezlerinin olduğu düşünülüyor. Gizli arşivlerinden topladığım bilgiler geçmişte tam da bu günün bilim insanlarının anlattıklarına benzer şeyler anlatıyorlar.
Yakında dünyayı etkileyecek çok önemli gelişmeler olacağını düşünüyorum.

Kadim Kelt bilgeliğinin simgesi Stonehenge’in bir yıldız kapısı olabileceği tartışılıyor. Gerald Hawkins gibi bilim adamlarının temellerini attığı yıldız konumu teorilerinin ardındaki gerçeği hayal etmek çok zor değil.
Stonehenge Büyük Britanya Adası’nın en önemli kültür varlılarından biridir. Cornwall bölgesinde adanın eski Kelt halkının bir eseri olduğu varsayılan tarihi bir kültmerkezi olduğu düşünülmektedir. Anıtlar paleolitik döneme tarihlenmektedir.
Birçok arkeolog bunların Keltik Druid kastı tarafından dinsel ayinler için kullanılan bir merkez olduğunu düşünüyor. Bu bir dönem için doğru olabilir ama Hawkins gibi bazı araştırmacılar da bunların çok ileri bir astronomi bilgisiyle yapılmış olduğundan ve dolayısıyla çok farklı amaçları için kullanıldığından söz ediyor.
Peki yıldız kapısı nedir? Hollywood filmlerindeki, bilim-kurgulardaki solucan deliklerini, boyut kapılarını ve bunun gibi zaman ve/veya mekanda akıl ötesi bir yolculuğu kolaylaştıran geçitler denebilir kabaca.
Peki bu geçitler kim tarafından ve ne için inşa edilmektedir?